“Heybeliada Ruhban Okulu” gündeme taşınır;
“Ekümenik Patrik” furyası ısıtılırken!...
"KİN KAPISI" VE "İHANETLER"
Osmanlı döneminde iki patrik, ihanetleri yüzünden
asılmıştır.
1. Fener Patriği III. Pantenios, Eflak ve Boğdan
voyvodalarını isyana teşvik ediyor. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa, Patriğin
voyvodalara gönderdiği mektubu ele geçiriyor ve Patriğin asılmasını emrediyor.
Patrik III. Pantenios, 24 Mart 1657 günü Parmakkapı’da asılıyor…
2. 1820-1821 Mora isyanı, Balkanlar’ın Memâlik-i Osmanî’den ayrılmasını
sağlayan en önemli hareketlerden biri oluyor.
Mora’da binlerce Müslüman Türk kılıçtan geçirilmişti.
Dönemin Padişahı ikinci Mahmut, Sadrazam Benderli Ali Paşa’yı görevlendirmiş ve
bu ayaklanmada parmağı olanların derhal tespit edilmesini istemiştir. Yapılan
tahkikatta ve Patriğin evine düzenlenen baskında Patrik Beşinci Gregorius’un
“ihanet” ettiği tespit edilir. Ayrıca Osmanlı’nın amansız düşmanı Rus Çarı
Alexandra'ya yazdığı istihbarat mektupları ortaya çıkar ve yargılanan patrik,
halkı isyana teşvik etmek ve Devleti Osmani Ali'ye ihanet etmek suçuyla “idam”a
mahkûm edilir. İnfaz, Fener Patrikhanesinin kapısı önünde 21 Nisan 1821
günü icra edilir.
Bunun üzerine Patrikhane yönetimi, aynı yerde bir Türk
büyüğü asılana kadar bu kapının kapalı tutulmasına karar veriyor. Mezkûr kapı,
“KİN KAPISI” olarak anılıyor…
Patrikhane yönetiminin bu kararından haberdar olan Türk
devlet yetkilileri, buna bir misilleme olarak, Patrikhane’nin bulunduğu sokağın
adını “Sadrazam Ali Paşa” koyarlar. Bu kapı hala kapalıdır. Girişler, bu
kapının solundaki küçük kapıdan yapılmaktadır
İDAM EDİLEN PATRİĞİN RUS ÇAR’INA MEKTUBU
Osmanlı Devletinde Rus sefiri (büyük elçisi) olarak uzun
seneler çalışanİgnatiyef, “isyana elebaşılık etmek” suçundan Fener
Patrikhânesi’nin kapısında asılan, Patrik Gregorius’un, Rus Çarı Aleksandr’a
yazdığı mektuba hâtırâlarında şöyle yer veriyor:
- “Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak gayr-ı mümkündür. Çünkü Türkler, çok
sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefis
sahibidirler. Bu hasletleri de, dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza
göstermelerinden, an’anelerinin kuvvetinden, padişahlarına, kumandanlarına,
büyüklerine itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini
müspet yolda sevk-ü idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de
çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık
ve şecaat duyguları da an’anelerine olan merbutiyetten (bağlılıktan),
ahlâklarının salâbetinden (kuvvetinden) gelmektedir.
Türkler’de evvela itaat duygusunu kırmak ve manevî rabıtalarını (bağlarını)
kesretmek (parçalamak), dinî metanetlerini zaafa uğratmak icap eder. Bunun da
en kısa yolu, an’ânât-ı milliye ve mâneviyelerine uymayan haricî fikirler ve
hareketlere onları alıştırmaktır.
Türkler, haricî muaveneti (dış yardımı) reddederler, haysiyet hisleri buna
manidir. Velev ki, muvakkat bir zaman için zahirî kuvvet ve kudret verse de,
Türkler’i harici muavenete alıştırmalıdır. Maneviyatları sarsıldığı gün,
Türkler’i kendilerinden şeklen çok kuvvetli, kalabalık ve zahiren hâkim
kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddî vasıtaların
üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir. Bu sebeple, Osmanlı Devleti’ni
tasfiye için, mücerred olarak harp meydanındaki zaferler kâfi değildir. Ve
hatta sadece bu yolda yürümek Türkler’in haysiyet ve vakarını tahrik
edeceğinden, hakikatlere nüfuz edebilmelerine sebep olabilir.
Yapılacak olan, Türkler’e bir şey hissettirmeden bünyelerindeki bu tahribi
tamamlamaktır!”
Fener Rum Patrikhanesi’nin açtığı okullardan birisi olan
İkonomos akademisinin 1884 yılı ders müfredatında olan Ada belediye başkanı tarafından
ele geçirilen ders müfredatında şunlar yer alıyordu ;
1) Türkler ezeli bir düşman olarak Rumlara tanıtılacak.
2) Türklerin en küçük hataları büyütülerek Avrupa’ya duyurulacak ve uygar dünya
Türklere düşman edilecek.
3) Türkler ekonomik bakımdan çökertilecek. Bu amaçla zengin Türkler sakat
ticaret yollarına götürülecek, bol faizli krediler açılacak, ağır şartlarla
rehin kabul edilecek.
4) Türklerin ahlak, milliyet, din ve gelenekleri dejenere edilecek. Bu
amaçla küfürler öğretilecek ve bu küfürlerin Türkler arasında yayılmasına
çalışılacak. Türkler ziyana ve diğer ahlaksızlıklara teşvik edilecek. Türk
gençleri arasında kabadayılık ruhu aşılanarak sevgi ve saygı bağlılıkları
kırılacak. Aralarına ikilik sokulacak. Argoya benzer bir küfür dili Türkler
arasında yayılarak milli dil ve duyguları bozulacak. Zengin Rum tüccar ve
esnafı Türk hocalara bol hediye ve veresiye vererek onları elde edecek. Hocalar
içkiye alıştırılacak. Her türlü uydurma inanışlarla dini inançları
saptırılacak. Onlara yalan yanlış olaylar anlatılıp, Türk halkı ile hocaların
arası açılacak.
5) Türk hükümranlığı baltalanacak. Bu iş yavaş yavaş geliştirilip, Bizans
yeniden kurulacak.
6) Türk halkı arasında sürekli olarak anlaşmazlık tohumları ekilecek.
Ayaklanmalar düzenlenip zamanında aradan çekilerek Türkler arasında kardeş kanı
akıtılacak. Komiteler kurulup Türk köyleri basılacak.
7) Bir savaş sırasında Türk halkını sefalete götürecek her yola başvurulacak.
Türk topraklarındaki en önemli gıda maddeleri, halkın elinden hızla ve gizlice
toplanıp adalara gönderilecek. Buradan komşu ülkelere satılacak. Rum
tüccarların uğradığı zarar milli bankalar tarafından para olarak ödenecek.
8- Doktor ve eczacı Rumlar, hastaları özellikle kimsesiz hastaları gizlice
zehirleyip öldürecek. Kör, sağır, sakat edecek. Saf dışı bırakmaya çalışacak.
9) Tarım politikasında Türk çiftçisi ağır faizlerle toprağından mahrum
edilecek. Borçların kolayca çoğalması sağlanacak. Böylece Türkler ellerindeki
toprakları Rum tüccarlara satmak zorunda kalacaklar.
10) Yüksek rütbeli devlet memurları rüşvet, ziyafet ve hatta kadın ikramları
ile Etniki Eterya’nın emrine alınacak. Ancak bu işler tamamen okuldan yetişmiş
papazların talimatına ve okulun tayin edeceği kişilerle bunların vereceği
direktiflere göre uygulanacak.
11) Fırsat çıktıkça özellikle resmi binalarda yangın çıkarılacak., ölümlü
kazalar yaratılacak, savaş gemilerine yangın ve yaralar açılacak.
12) Bir ileri karakol ve gözetleme yeri olan manastırlardaki istekleri hemen
yapılacak., verecekleri mektuplar kendi işlerinden önce yerine götürülüp teslim
edilecek.
13) Bütün Rum ustaları kesinlikle Türk çırakları kullanmayacaktır. Politik
düşüncelerle bir Türk çırak almak gerekirse Rum usta, Türk çırağı bir hizmetçi
gibi kullanacaktır.
14) Bütün bu kurallar gizli olarak yapılacak, kurallara uymayanlar hemen aforoz
edilecek, kredileri kesilecek ve Rum toplumu arasından kovulacaktır.
*DİNLER ARASI DİYALOG,
*YABANCILARA TOPRAK SATIŞLARI,
*KÖYLÜ'NÜN TARIMDAN UZAKLAŞTIRILMASI,
*BANKA FAİZLERİ İLE İNSANLARIMIZIN EZİLMESİ,
*DIŞ BORÇLA TİCARET YAPILMASI,
*TÜRKÇE'NİN "SİSTEMLİ OLARAK" BOZULMASI,
*TÜRK KÜLTÜR VE TÖRESİNİN UNUTTURULMASI,
MENFUR BİR PLANIN PARÇASI MI?
Yılmaz KARAHAN & Mustafa Nevruz SINACI
(Kaynak: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz “Sorularla Osmanlı”)